Coğrafi Geziler E-Dergisi, www.coğrafigeziler.com Eylül-Ekim-Kasım 2007
Coğrafi Gezier Cemal Gülas
COĞRAFİ GEZİLER | ASYA EKSPEDİSYONU | SAiYI 2 | ARŞİV | FOTOĞRAF GALERİSİ | İLETİŞİM English
KIZILIRMAK İLE AKMAK 1 - 2 - 3 - 4
 

KIZILIRMAK İLE AKMAK

Yerin dibinden ya da ana rahminden yeryüzüne gelmek; kaynağından getirdiğin saflığınla akmaya başlamak başka hayatlara; su gibi...

 

Kızılırmak'ın kuru ve yüksek bir yataktan başlayan, kaç yaşama dokunan öyküsüne tanıklık etmek üzere, kanomuzu alıp Kızılırmakla akmak için yola çıkıyoruz. Zihinlerimiz tıpkı Kızılırmak'ın daha kaynağından akarkenki cılızlığı gibi; ırmakla akarken kendimize katacağımız diğer çayların ve yolculukların deneyiminden yoksun. Kaynağından izlediğimiz Kızılırmak ile beraber biz de Karadeniz'e kadar gitmeyi planlıyoruz. Ona doğumunu ve isminin kızıllığını veren Kızıldağ, ilk durağımız oluyor. Seyahati boyunca Kızılırmak, kızıllığına kızıllık katarak akacak. Kuru bir yataktan başlayan ırmak giderek İmranlı'ya doğru yolculuğuna devam ediyor. Irmağı takip ediyoruz. Nehir imranlı ile tanışmadan insanoğlunun önüne çıkardığı ilk engel olan İmranlı barajı ile tanışıyor. Bu noktaya kadar kanomuzu taşıyamayacak kadar cılız olan su, baraj sayesinde bize, kanomuzu yüzdürme fırsatı veriyor.



     


Bozkırın üzerini kaplayan beyaz bulutlarla alttaki kahverengi toprak, hayal dünyamızı zorlayarak bir zamanlar buraların bir göl olduğuna inanmamızı kolaylaştırıyor. Milyon yıllar zarfında erimeler sonucu oluşmuş çökeltilerde biriken tortuların üzerinde kazılmış tarlalar arasında fotoğraf çekerken bu gölün, Kızılırmak tarafından Karadeniz'e boşaltılışını düşünüyoruz. Bir zamanlar koyunların gölgesine sığındığı ağaçların altından, biz kanoyla İmranlı'ya doğru gidiyoruz. Arabamız bizi karadan takip ediyor.

İmranlıdan sonra karaboğazı gecen ırmak, kanomuzu taşıyacak bir derinliğe sahip olmadığından dolayı bir süre aracımızla suyu takip etmeye karar veriyoruz. Müslümabad bize sabahı verecek, yolumuzu Müslümabad'a çeviriyoruz. Köyün girişinde bizi karşılayan köylülerin anlatttıklarına göre bu köy, Zara ve İmranlı'dan daha kalabalık bir yerleşim yeriymiş; çevredeki yapı ve kalıntılar köylüleri haklı çaıkaracak türden. Sanki koca terkedilmiş bir şehirde, kaderine bırakılmış, kendi anılarını ancak taşıyabilen yapılar, bu köyün geçmişte ne kadar kalabalık bir yerleşim yeri olduğunu gösteriyor. Önü kış olan köyde, kışın köyün çobanından başka kimse kalmıyor şimdilerde. Köyün nüfusuna Zamanın Tanığı ekibi de dahilken bile sayımız 15'i bulmuyor.

Güne köyün harman düzünde bu yöreye has kangal yavrularının sabah eğitimleri ile başlıyoruz. Belli ki anneleri yavrularına, bozkırda kurtlarla nasıl başa çıkacaklarını öğretiyor. Kanomuzu yüzdürebileceğimiz yere ulaşmak için kahverengi bir dünyanın tozlu yolarında, daha bir hayli yol alacağız. Bu yolculukta zaman büyük kırılmalar yaşıyor. Zaman kırılmalarının içinde yolculuğumuzu sürdürürken, tozlu yollarda kurtuluş savasında cepheye mermi taşıyan kağnılar da seferlerine devam ediyor.


     
  KIZILIRMAK İLE AKMAK 1 - 2 - 3 - 4
 

Vardığımız noktada ırmak, 107 kilometredir akıyor olmasına rağmen, halen suyu, kanomuzu taşımaya izin vermiyor. Biz de çevremizi hssederek yolumuza devam ediyoruz. Zara'yı geçtikten sonra Demiryurt yakınlarında, Anadolu'daki milyonlar yılı süren iç göl egemenliğinin küçük fosilleri kabul edilen Demiryurt ve Tötürge gölleri, ırmağın sağ tarafından bizi çağırıyor. Irmağın taşıyamadığı kanomuzu, Tötürge gölünde kısa bir süre yüzdürmeye karar veriyoruz. Tötürge Gölü bir zamanlar, İç Anadolu'yu kaplayan gölün günümüzdeki temcilcisi.


     
     


Hafik Ovası'ndan sonra Kızılırmak artık güneye doğru kıvrılmaya başlıyor. Sivas'ın güneyinden Fadım ve Tecel ırmaklarını da içine alarak Kızılırmak, eski tarihi köprününün altından Sivas'ı terkederken bile cılız bile şekilde akıyor. Köprünün ayaklarındaki su seviyesi çizgisi, nehirdeki kuraklığın bir işareti. Nehrin geçmişteki azametli günlerini geride bıraktığı günlerde nehrin taşıdığı kokudan rahatsızız. Önümüzde uzun menderesler çizen bir yol bizi bekliyor. Bozkurt yakınlarında Akçakışla deresini de kendisine katan ırmak, yoluna güneybatıdan devam ediyor. Bu çevrede İç Anadolu'ya yataklık yapmış, İç Anadolu masifinin parçalarına rastlıyoruz. Bu parçalar aynı zamanda bir yuvarlanmanın da izleri olduğu için muhtemelen Kızılırmak'ın da bir zamanlar bu yüksek seviyede aktığının bir göstergesi. Bulduğumuz birçok akarsu çakıllarını da burada görmek mümkün. Ancak Kızılırmak'a bulunduğumuz bu yükseklikten bakarsak aramızdaki yükseklik yaklaşık olarak 100 metre. Bu da başka birşeyi gösterir ki İç Anadolu'nun içindeki eski göller yaklaşık 100 metre daha yüksekti. İç anadolu eskiden oldukça büyük bir göldü ve Kızılırmak bu göle akan sulardan bir tanesiydi. Şimdi ise o, suları toplayarak boşalan ana bir su.

Ortatopaç yakınlarına geldiğimizde nehre su içmeye inen koyun sürüsü, bizi sudan zamansız çıkarıyor. Bir çoban sofrasında, tereyağında kaynayan bulgur, bize bütün yorgunluğumuzu unutturuyor. Ortaköydeki kaplıca ve Sivrialan'daki Aşık Veysel müzesi, bizi yolumuzdan bir hayli eyleyeceğe benziyor. Bozkır'ın ortasındaki küçücük köyde, gözleri ışığı görmeyen bir ışığın parıltısına kapılarak ozanımızın yaşadığı yeri görmeye gidiyoruz. Duvarlarda bu ışığın izleri var; günümüze kadar parlayan. Miras dizeleri evine konuk olduğumuz Aşık Veysel'in kızının dilinde, bizimle gözleri dolarak paylaşıyor. Aklımızda, Aşık Veysel'in geride bıraktığı miras dizelerle Kızıılrmak ile akmaya devam etmek üzere Aşık Veysel'in evine gelirken kullandığı patikadan, belleğimizde buluştuğumuz bir başka öykünün anısıyla bu sefer ırmağa doğru biz akıyoruz.


     
KIZILIRMAK İLE AKMAK 1 - 2 - 3 - 4

Sabah Orta Anadolu'nun hırçın iklimiyle uyandığımızda, bir zamanlar etrafını lavlarıyla kavuran Erciyesin gölgesinde, hayata tutunmaya çalışan belleklerle ilgileniyoruz. Yolumuzun üzerinde İpek Yolu yolcularını ağırlamış pek çok han ve kervansaray var. Kızılrmak, burada yayvan ve geniş yatağında, tarihe ve hayata tanıklık ederek akmaya devam ederken, bizler de geçmişin izlerini hayranlıkla izliyoruz. Devran bizi dönerek hayalden gerçeğe taşıyor; artık Avanos'tayız. Tıpkı şairin dediği gibi: "Kör de bilir Avanos'un yolunu, çanak çömlek kırığından bellidir." Avanos'ta toprak yalnız testiye değil, daracalarda bağlara, bağlarda üzümlere, üzümlerse pekmez ve şaraba dönüşür. Bağdan toplanan üzümler Kapodakya'nın tüflerinin yalıtımı sayesinde asıldıkları yerde kış boyunca taze kalıyor.

Kızılırmak, ekonomisinden efsanelerine kadar bölgeye malzeme taşımaya devam ediyor. Bir zamanlar Erciyes ve Hasan Dağının civarını kavuran lavlar, şimdi zamanın törpüsünde aşınıp geriye ilginç oluşumlar bırakarak, Kızılırmak'a rengini veriyor. Tüfün kolay işlenebilir olmasından dolayı bu bölgede insanlar yüzlerce yıldır evlerini yeraltındaki kentlere inşa etmiş. Kapodokya yöresi, Kızılırmak sayesinde, dünyadaki önemli coğrafyalardan biri olmuş.
Sizlere yansımayan ama bizlere neredeyse yirmi güne mal olan zaman içinde, ırmağın büyük bir bölümünü geride bıraktık. Avanos'ta en güney bölgesine ulaşan ırmak, yolunu büyük bir yay çizerek kuzeye çeviriyor. Gülşehir ve Kesikköprü'yü geride bıraktıktan sonra, ırmağın üçüncü büyük engeli ile karşılaşıyoruz; İrfanlı Barajıyla.

Hemen yanıbaşında kuruyan tuz gölüne inat, burada koca bir göl oluşmakta. Artık orta Anadolu'nun akmayıp adeta gölleşmiş bir yumağın içinde Kırıkkale'ye doğru yol alıyoruz, önümüz bu kez Kapulukaya Barajı tarafından kesilene dek. Kapulukaya Barajı'nın girişindeki Köprüköylüler, gölün kenarını mesire yeri olarak kullanıyorlar. Köprüköy'den sonra oldukça durgun bir su, bizi Kırıkkale'ye taşıyacak. Burada da ırmak, en batıdaki ucundan yavaş yavaş kuzeydoğuya doğru dönmeye başlıyor.

Kalecik'te bizi bu sefer Kalecik Karası bağları karşılıyor. Buradan sonra yolumuz zaman zaman bataklığa zaman zaman da göle dönüşen ırmağın üzerinde, çileli bir hal alıyor. Nihayet bir akşam üzeri Osmancık'ta bu eziyetin sonuna geliyoruz. Çeltik tarlalrına su almak için ırmağın önüne çekilen bentler giderek kabusumuz olmaya başlıyor.

Kızılırmak, Sultan II. Beyazıd döneminde yapılmış 250 metre uzunluğunda ve yedi buçuk metre genişliğindeki 500 yıllık tarihi köprünün altından geçiyor. Devres çayını, kuzey Anadolu fay kırığının üzerinde kendisine kattıktan sonra büyük bir dirsekle tekrar tam doğuya dönen ırmağı, Aşağıbük'e kadar soluksuz izliyoruz. Yol boyunca insanlar umutlarını ırmağın beslediği balığa yada çeltiğe bağlamışlar. Dünya nüfusunun nerdeyse yarısının temel besin maddesinin kaynağı olan çeltik, yılda bir kez verim alınan bir bitki. Diğer tahıllardan farklı olarak su içinde çimlenir ve kökleri uzun süre su içinde kalır. Çok çeşitli süreçlerin sonunda yetişen çeltik bitkisinin üreticileri bir derviş kadar sabırlı olmak zorundadır. Biçilen çeltik daha bir çok çeşitli aşamalardan geçerek pirince dönüşecek.


 


     
KIZILIRMAK İLE AKMAK 1 - 2 - 3 - 4


     
     


Geceyi Aşağı Zeytinlikte geçiriyoruz ve önümüzde Kızılırmak'ın son gerdanlığı olan Altınkaya Barajı var. Artık Karadenizle aramızda fazla bir mesafe kalmadı. 1200 kilometredir takip ettiğimiz ırmak, son kez durduruluyor.

Birlikte yaptığımız 22 günlük yolculuk boyunca, zamanda seyahat ettik. Dünyanın hiçbir coğrafyasında insan, bu kadar kısa bir sürede bunca hikayeye tanıklık edemez. Biz de bu hikayelerin sadece kapılarından bakabildik. Artık kenti özleyen ekip bu gece yolun sonuna ulaşmak istiyor. Heyecanlı bir gece başlıyor. Karanlıkta ancak kanomuzu suyun akışına bırakarak ilerleyebiliyoruz. Sazlıkların arasından kamp yerine ulaşmaya çalışırken, üşümüş ve yorgun bedenlerimiz bir an önce kamp ateşinin kıyısında ısınmanın düşünü kuruyor.

Barajdan sonra kanomuzu suya indirecek cesareti kendimizde bulamıyoruz. Çünkü hava bozuldu ve çok yorgunuz. Yine de onu takipten vazgeçmiyor, suyunu karadan izleyerek Bafra'daki sıfır noktasından onu, esintisinde fısıldadığı merakımıza olan şükranlığıyla Karadeniz'e uğurluyoruz.

     
Bölüm ekibi: Cemal Gülas, S. Ömer Gülas, Sevcan Gülas, Zeynep Atabay, Kamil Koçak, Haluk Yıldız, Uğur Oğuz
"KIZILIRMAK 1 - 2 " İSİMLİ DİZİ BELGESELİN DvD'SİNİ BİZE ULAŞARAK SATIN ALABİLİRSİNİZ.
2007 COĞRAFİ GEZİLER YAPIM SANAT TURİZM ORGANİZASYON LİMİTED ŞİRKETİ, HER HAKKI SAKLIDIR.